Çelimsiz vaziyetlerin en iyi ilacıydı vazalin.
Sende hatırlarsın belki 'gidelim mi? ' demiştim.
Senin durmaksızın sorduğun sorular korkularım..
Buna yardımcı senin sevdiğin yağmur ve benim eklediğim vazelindi ortada olan.
Yürüdüğümüz yollar hayal mey(il)-al'dı sanki.
Yanımda bir ötekinin olabilmesi yani en mavi anda birlikte sadeleşebilmeye sorumlu düşlerimiz ve benliğimiz bizi ortaçağlara atmasının nedenini anlayabiliyorsundur.
aforoz ile yok olabilme ihtimalimize karşı alabileceğimiz kararlar soruları bulut haline getirmesine ne demeli peki?
Hani 'gidelim mi? ' demiştim.
O gün aklıma yağmurlar geldi.
Yağıyorduk birlikte vaziyetimiz ıslak ve yorgun.
Gidememiştik, ben gelmiştim büyük bir valizle!
Ne bulduysam valizde, herkes gülüyordu hatırlıyorum.
En sevdiklerim valizde..
Mesela bir bilet.
Seyhat acentaları bile gülüyorlar sizofreni diye adlandırıyorlardı bu durumu biliyorum.
O zamanlar bu durumu düşünüp, palyatifliği tartışılır olan düşüncelerimi asılsız sayıp durmaksızın bağırmıştım.
Ve sessizce küfür etmiştim otogarlara ve orada umutla bekleyenlere..
Ve ben yine de mavi bir bayrakla bekliyordum seni yorgundum.
Yoruluyordum.
Yorulacaktım.
Biliyordum..
Heeeey! biraz daha sessiz olur musunuz?
Göremiyorum hayalimi,
Midem bulanıyor bir saniye yol tuttu beni evet,
Evet kesinlikle!
Yok artık vazalin yedireceğim bu insanlara ne kadar cok ses(siz)..
Gördüm seni.
Görüyordum.
İlk ellerini..
Geldi(N) diyordun, sevinmiş görünüyor sanki havayı içine cekerken.
Sanırım aklıma o anda fazla tükettiğim ve artık damarlarımdan cıkmayan müziği hissettim;
'Countryside Somnambulance'
Yağmur seni beni geçti artık cok sıcak, sıcağız.
Elin cok sıcak.
Elim elinde.
Müzik damarlarımda..
**
'Gidelim mi ?' demiştim..
git-elim...
işte o zaman ;
'gel-git-' olmuştuk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.