2 Aralık 2009 Çarşamba

Kırmızı Küfür

Dudağım kanıyor!
Yerli yersiz ettiğim küfürler
Artık dilimden başka gözlerimede taşınmış.
Ellerim yine kırmızı,
Çünkü elime kırmızı yakışıyor.
Yanaşıyor sen gibi.
Ve ben bugün kırmızı olana
Bir kurban verdim.
Adını 'çocuk' koydum..
Yanaşma çocuk!
Sığ sularda öldürürüm.
Oynama çocuk!
Mızıkçıyımdır.
Sevme çocuk!
En sevdiğim oyun kaç(a)maktır.
Konuşma çocuk!
En sevdiğim şey sansüre düşmeden,
Diz boyu söylediğim küfürdür,küfür.

28 Kasım 2009 Cumartesi

Katil Sorunsalı.

Makarna ne cok severdin hani olabildiğince karışık olan.
Masalımızı konuşurken ki o masa belki tek nokta?
O kadar iştahlıydın ki kan diye adlandırdığım,
O kırmızı sosu bulandırırken sevdiğine,
O kadar canımasızdın ki o kıvrımlara !
Beyaz olana kırmızı giydirmeye..
Göremedin beklentisiz ve göremedim..
Peki kimi öldürdün?
O noktada konuşulan masalı mı yoksa
Beyaz karmaşık olanı mı?
Hatta hatırla sevgilim!
'Katil olmak kolay mı?' sorusuna verdiğin cevabı hatırla.
Hani o noktada sessizce bağırırken ben,
Senin maviye bulanmanı hatırla.
Misal kelimesine takılan yutkunmalarını hatırla.
Öldürme hevesine kattığın o 'en güzellerini'!
Bana yakıştırdığın o ölümü hatırla..
İştah kaçtı kusura bakma.
En güzellerinle iyi ölümler..

24 Kasım 2009 Salı

Hepsi Bir Şakaydı.

Sessizliği duyuyorum çığlık çığlığa.
Kayboluyorum, seni anımsıyorum..
Seni yok ediyorum usulca,
Her zaman gördüğüm ama hissedemediğim.
Sahile bakıyorum; deniz bir hayal..
Kırıyor denizin yok edici darbesiyle yağmuruN.
Yağmur acıtıyor...
Peki bu acı neden bir güneş ışığı ile mükemmeliyete ulaşır?
Görüntü gözlerimde, içtiğimde..
Şimdi derinliklerde,
Derin..
Derin olan iç misali hastalıklı haykarış.
Haykırış sustu.
Güneş küstü.
Deniz gülümsedi : 'Hepsi bir şakaydı.'

26 Ocak 2009

Yedek.

Hani resmimiz vardı gözleri kapalı.
Biz atmıştık!
'Gözler bir kenara' demiştik,
Ürkünce rüzgardan,
Olurda Yönümüz değişir diye
Ayaklarımızla ezmiştik!
Yeşil olan gözleri..?
..
Yedek yeşillerin göz(t)üne girsin sevgilim!

23 Kasım 2009 Pazartesi

Eller.

Elleri buz kesmiş, oturmuş bir sandalyeye
Bir ileri bir geri sallanmakta hissiyat..
'Dünya durdu!' cümlesini benimsemiş.
Hep'ler hiç'ler karışmış gibi bağırmakta sessizlik.
Miting alanları can kusmakta.
Hep'ler hiç'ler bir ağızdan,
Hava sahasını doldurmakta.
Birtakım canlıların iki dirhem bir cekirdek takımları konuşmakta(!)
Gözler muzdarip görünenden.
Eller buz tutmuş, kırılmakta!

01.21 (!)

Saat 1.21, dört duvar havasını iki kelamla yok ettim.
Sigaramın dumanıyla takas ettim..
Griyle bütünleşmiş renkler misali ve saat 1.21 .
Her uyanış ve her duyuş 1.21!
Bak gördün mü nötrleşme geçikmedi.
Ortaçağdan kalma kalıntılar gibi.
Ve bilir misin o saatte aforoz ettim seni!
Ne kadar içten ve açık bir seslenişti (!)
Endüljans'in kabul değil..
Saat 1.21 ve gitme vakti.
Git-me.

1 Kasım 2009 Pazar

Adım Adım.

Akşamdan kalan us gibi adım.
Adımlarını sayan küçük kız çocuğu.
Karelere tek tek atlayıp kazanan
Çocuk!
Dalgakıranda koşup yorulan hissiz.
Hissiyatını yağmura bağışlayıp,
Yeşile dönen adımlar kadar kararsız.
Yeşil yok artık dumanda,
Yeşil yok artık dört duvarda,
Yeşil yok artık özgesinde,
Yeşil yok artık adımlarında..
Kendisini bir başkasında öldürmeyi başaran
Akıntılarını saklayan deniz benim adım..
Adımlar anı(l)dan uzak..

24 Ekim 2009 Cumartesi

Sarmaşık

Renkler karşılıyor yine ve yeniden.Mide de oluşan rahatsızlıklar bile huzur verici..
Sigaraya merak salmışsın son zamanlarda aynı bıraktığım gibi ama kimsenin bilmediği..
Rüzgar eserken ki sinirli bir hal içinde sen
Yine aynılarını devam ettirmekteymişsin başkalarına...
O kadar cok zaman oldu ki 4 ? 3? 2? 1?
Ve o kadar cok oldu ki seni özleyeli..
Başkaları oldukça başkalaşmaya yüz tuttuğun söyleniyor?
İnanmıyorum ki baktığımda gördüğüm rüzgar ve senin ellerin..
Değişmez, değişmezliğe yüz tutar çünkü!
Merak etme ve korkma saklanma sessizliğe senden cok senle olanları özlemekteyim.
Hani küçük cocuğun parkta koşması kadar heyecan
Hani büyük bir sınavdan cıkmış kadar rahatlatıcı his kadar heyecan
Hani senin bana uzun uzun bakman kadar sarmaşık..
Karmaşık!seni değil! seni asla özlemiyorum sevgilim!
Sadece kendimi kandırmak suretiyle duygularımı kazanmaya çalışıyorum..
Seni yanlızlığımla kullandım..
Seni..
Yalnız..
Kullandım..

20 Ekim 2009 Salı

...

Melekler belli etmese de severler zehir olan dumanı.
Zehirlenmek suretiyle seni seviyor oluşumu sen yine de pek dikkate alma..

7 Ekim 2009 Çarşamba

Flu..

Tanıştım ve sana benzettim.
Yok hayır sana benzemiyor çünkü beni tanıyor.
Ucsuz bucaksız o güzel manzara ve hırcın esen rüzgar beni sarhoş etmiş olmalı?
Pardon yine mavi ve kırmızıyı karıştırdım hani senin su sıralar müptelası olduğun o güzel renkler.
Hani her gördükçe içine sığmayan ve duman misali rahatlatıcı etkisi olan o güzel renkler.
Sana benzetmiştim ama sen bana hırcın olma.
Ben duymasam bile bana seslendiğini anımsıyorum.
Hayal kuruyorum?
Bilmiyorum belki kurmaca dediğim hayatım haline gelmiş.
Sen ki eserken görüyorum seni sevgilim.
Hani bana söylediğin flu olanlar onlarda esiyor senle birlikte mezarıma yakın yerde.
Yazmana izin vermedim, mezar taşım isimsiz!
Cevabını aramadığım o flu olanlar hayatımız!
İkimizi bir araya getirirken bile düşüncesizim.
Damlalar iş başında..
Yaklaştı bak..
Nefes alıyorum !
Nefes alıyorsun.
Mutlusun.
Mutluyum.
Mutsuzuz!