21 Haziran 2012 Perşembe
Çocuk
Yürüyüşümüzdeki aksaklık saniyelik olan;
tepkilerimiz, cevaplarımız, sorularımız.
Asolalan susuşlarımız.
Geniz yakan nefes alışlarımızdaki
Benzerlik derecesini katlettiğimiz
KMlik susuşlarımızda
Kusuşlarımızda
Daha çok birbirimize koşuşturmalarımızda..
Biraz sessiz konuşmalarımızda
Biraz sessiz koşmalarımızda,
Biraz sessiz anmalarımızda,
Biraz kronik hayat seyrinin dokunuşlarında.
Biraz biraz bira zanaatında
Kaybediişlerimiz.
Yani sen gel de;
Bazı bazı 'büyü çocuk!'
Bazı bazı 'sen sus çocuk!!'
Bazı bazı 'Sen yap çocuk!'
Bazı bazı..
Sen kus be çocuk.
Öyle bir kus ki konuşuyor desin
'ağır ablalar abiler'
Bana seslen çocuk.
De ki bana içindekini öldürürek.
'Ben çizgilerini saymadığım yolun sonunu düşünmeyerek,
Ben havayı içimdeki dumanla zehirleyerek
Ben soğuk bir gece de
ben o'nsuz gece de
ben kırmızıyla
ben biraz biraz sıvıyla karıştırdığım düşüncelerimle
ben biraz uzak-yakın ilişkisiyle
ben bensizlikten kolumdaki yelkovan ve yengece tecavüz ettim.
ben tenimi yara sanıp tuzu şerden aldım.
ben zihnimi müzikle gebe bıraktım.
ben bana ihanet ettim.
ben beni kaybettim..
kaybet-
kayıp!'
De çocuk, de ki yürüyüşündeki savsaklığı
cehennemden bir parça olduğunu,
senin cesaretinin bi sikim olmadığını,
tahammüllerine katsınlar.
Şimdi yavaşla be çocuk.
Yavaşla
yavaş!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.