28 Ekim 2012 Pazar

Yeti*


Adını sen koyuyorsun ya.
Ama konuşurken adını geçirmezsin cümlende.
Cümle bozulurdu.
Sen bozulurdun,
Herkes sessizlikle karşılardı bu durumu.
'Yeti kaybı senin adın.'

Sen uzakken yakınlaşmayı bilen.
uzak-yakın çizgisi gibiydin.
Sen fazlaca sarhoş gibiydin bu durumda.
Sen fazla fazla hormonsal davranıyordun bu durumda.
sen fazlalıktın farz anlarında.

En çok 'bilek'lerin bilmezdi bu durumu.
Ona acırdım.
Davranışlarının namüsaitti bedenimdeki infaza.
Ben en çok bileklerini sevdim.
En çok orada buldum kendimi.
En çokta bileklerinin işlevini,
Ellerimi tutman için kullanmanda
'ağla'dım.
Bileklerindi çünkü/ bbırakmaları pek uzun sürmüyordu..

Bi o hareketini sevdim,
O da benden vazgeçmeyi sevdi sanırım.
Dİyorum ya sen konuşmalarını, düşüncelerini,
eylemler üzerinde gösterirken
ben hep senin adını koyuyordum sevgilim,

Şimdi başucu kitabım,
Hergün gözkırpmakta 
başka hayata merhaba deyişimle 
'alay etmekte'
Kitap aynı,
Okuyuşumuz farklı belki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.