10 Haziran 2010 Perşembe

yap-boz

Bende aynı filmin ikinci versiyonu gibiyiz.
Olay bütünü yok, bölük pörçük.
Kusulmuş bir kenara durum vaziyeti.
Her her halükarde gülümsüyoruz,
Yaralarımıza...
Duraklarımız belli,
Bir nefeste ıslığa muhtaç otobüsümüz.
Mutluyuz (!)
Bir küfür gibi anılıyoruz, film sonlarında.
Zaruri ihtiyaçlardan doğan ihtirazlı hastalık,
Bir virüs bekçisi!
Yine senkrol kaymasından sonra unutulan,
Uzun soluklu kısa film!
Hastalıklı ve bulaşıcı filmim.
İçindeki küfür, mükemmeliyet.
Mükemmeliyet, virüs.
Bir bütün hani yap-boz misali,
Çözülmemiş..
Ama ikincisi cekilmiş.
Bitirdik, bitti film..
Bitti..

03,03,10

8 Haziran 2010 Salı

bla bla..

ilişik şekilde yaşan insanların biraz bunalım cekmesinden kaynaklanan duygusal cöküntülere hoşgeldiniz..
kemerlerinizi bağlayınız
aksi taktirde bu durum ağır depresyonla tamamlanabilir.
kolay gelsin.


***

bir tane daha bombok güne hoşgeldiniz..
yarım akıllı yeni jenerasyon cocuklarının ilişik şekilde yaşayışlarının meydana getirdiği
bunalım ve kriz saatleri güncelde..
saygılar ve bol sigaralı günler..


***

Hayvani dürtülerin arttığı saatlerin saadet gösterilerinin inandırıcılığı kadar
Biraz insani?
Şimdi ki zamanın cekimini geleceğe calmak kadar yürekli günler..
wait..
wait..
'wait'letilmeli günler..


***

Dönme dolap misali hayatların peşinde uçmaca*
Evet uçmaca, fazla cekim sonucuna fazlaca kriz durumunun habercisi mevzuat.
Biraz da sizlerin dilince özlemden kaynaklı otoban yaşantısı.
Hepimiz yedekleri oynuyoruz.
Dönme dolap gibi.
bitmiyor..
bitmez
dön-
me.
dol-
up.
.

11.05.10

***
İstemsiz istek,isteksiz özgürlük.
Histeri yaşama biçiminin bocalama davası.
Kalemi kırılmış bir mevzuat sonrası eller korunaklı.
Şimdi kendi başına konuşma zamanı.
Şimdi tepkisiz yaşama zamanı.
Şimdi 'şimdi'leri oynatma zamanı.
zaman ?
.
12.05.10

***

7 Nisan 2010 Çarşamba

Bir Bardak Blues..

Derecelendirilmiş aldatmalardan en aza indirgenmiş olanı?
Pişman değilim..
Kim güneş karşısında yanmadan durabilir ki?
Blues alırım bir bardak.
Arkasından o gün içtiklerime,
Şerefe kaldırırım şahlanır nefesimiz,
Nefsimizin bitiği yerde..
Birde yer ve gök arasındaki hava akımında
Duman çekersin.
İşte şimdi id'lerinle konuşma vakti,
Ego sponsorluğunda..
Konuşuyorum hani dillice.
Yanımda kalsana..
Bak bir bardak daha blues hem bu sefer
Nefes kesilir her şeyi anlatabilirim..

10 Şubat 2010 Çarşamba

Yanında Susarmış Gibi..

Bir vapurda gürültü değil, gürültüler.
İnsan sesleri..
Bir sürü gereksiz dedikodu..
Fısıltı..
Bebek ağlamaları..
Ağır abilerin sert bakışları..
Ergen kızların kırıtmaları..
Küçük bir çocuğun azar işitmesi..
O güzel vapur sesi ve rüzgar bir yana..
Sevdiğim insan ile hiç konuşmamacasına sadece yanında
Susmak istiyorum..!

Ağlama Eylemine Bir Ket..

Biraz komedi, alaturka..
Ve biraz da trajedi olsun
Akıl kanamasının adı, sanı..
Eller korunaklı ve temiz.
Komediye tutulan kahkahalar,
Alaturkaya tutulan isyanlar,
Trajediye saklanan sonlar,
Belirlesin hissiyatı..
Şimdi aklımın firarına vurmak?!
Ağlama eylemine bir ket..
İçtiğime eklenmeli biraz 'post rock'.
Ve yıkmalı bu kanlı masalın içtenliği..
Ve senin iç cekişlerin olmalı bu isyana serzeniş.
Ve gülünç bir duman eklenmeli yaşananlara.
Gri olsun adı ama renkleri vursun en derinden!
Ve bilinene yine küfür edelim?
Utanmalı bu masaldan biraz.
Ama sen kırmızı olma..
Gri olan isyanda (!)

1 Ocak 2010 Cuma

Tek Gözü Kör Kedi.

Bir çocuk tanıdım, güzel gülümsemeydi mükemmeliyet onda.
Bakışları biraz ürkek, biraz utangaç.
Kedi gibiydi, tek gözü kör kedi.
Mundar olmuş eti yemiş yıllar var ki.
Mide kanamasından öleceğini beklemekteydi sanki.
Ve bunu asılsız hakaret sayardı sanki.
Ve o sırada tanıdım; güzel bir gülümseme.
Elleri ellerimde, soğuk.
Sıcak olan kendisiydi, tek gözü kör kedi.
Kilit anlarını yaşarken, yalnız.
Kötü olanı bilirken, yalnız.
Ellerini ellerimde hissetmesi trajedi.
Ah kör kedi!
Oysa o yollardan kaybetmeden geçmeyi bilmeliydin.
Hani o şarkılardaki gibi ellerimiz 'BİR' iken.
O nokta da sen kör, ben 'bilinmeyen'.
Son gülümseme bilinmeyenden sana.
Gü-lüm-se-me.

( 27-12-09)

Benim, Ben!

Saçların onlardı seni anlatan.
O kadar karmaşık
Ve o kadar düzenli söyleyişlerdi ki onlar
Ölüm tarihini belirlemekteydiler(!)
Hayat sana ayak uyduruyormuş gibi,
Hayallerin seni köşeye sıkıştırmış
Saçlarını kesmiş!

Seni yok etmiş gibi,
Bağırışlarını duyuyorum.
İsyan içine işlemiş.
Saçların ellerimde..
Ellerim kan..
Senin için uzanan ellerim
Kan!
Seni kırmızı renge yakıştıran
Benim, ben!